Baş Döndüren Güzellik: Cassis

Pek çok seyahat severin aksine Cassis seyahatim için ocak ayını seçmem aslında tuhaf gelebilir. Seyahat tarihimden altı ay önce haziranda ocak için bilet alıp o yılın ilk seyahatini kendime doğum günü armağanı olarak seçmiştim. Bir yaz günü Fransa’ya seyahat planı yaparken ilk akla gelen yerler Nice, Cannes, Saint Tropez olur. Benim gibi Marsilya’ya bilet alıp daha sonra gezi planı şekillendirilmeye çalışılınca, imkânlar dâhilinde en oluruna bakıyor insan. Olurundan kasıt ise hem zaman hem de benim gibi küçük bütçelerle seyahat ediyorsanız, maliyet ön plana çıkıyor. Gönülden Nice ve Cannes’a gitmek geçiyorken mesafe ve tren bilet fiyatları rotamı Marsilya’da kalıp bir günü Cassis diğer bir günü de Toulon olarak planlamaya itti. Ne kadar isabetli bir karar verdiğimi Cassis’te geçirdiğim o harikulade günden sonra anladım. Mevsim itibariyle adeta terk edilmiş bir kasaba izlenimi veren Cassis sanki o gün bize aitti. Zira araştırmalarım sırasında okuduklarım yaz aylarında Cassis’in ne kadar kalabalık olduğuydu. Kalabalıktan haz etmeyen biri için Cassis’i keşfetmek şahane olacaktı.

İlk başta tek başıma olarak planladığım seyahatime sonradan bir arkadaşım daha katıldı. Onun biletini aldığımızda fiyatlar neredeyse yüzde elli artmıştı. Marsilya, Cassis, Toulon derken seyahat planımı nasıl oluşturduğum ile ilgili bilgi bu kadar yeter, diyerek Cassis izlenimlerimi aktarmadan önce Marsilya hakkında kısaca bilgi vereyim.

Marsilya

Fransa’nın 26 bölgesinden birisi olan Provence-Alpes-Côte d’Azur’un da merkezi olan ve ülkenin üç büyük şehri arasında yer alan Marsilya Güney Fransa’da Akdeniz’in en büyük limanına ev sahipliği yapar. Marsilya’nın 2600 yıl önce Foça’dan (Phokaia) gelen denizciler tarafından kurulduğu tarihi belgeler de yer alıyor. Marsilya’ya gitmeden önce okuduklarım arasında üç şey dikkatimi çekmişti.

  • Çok büyük bir limana sahip olduğunu,
  • Suç oranının çok yüksek olduğunu ve mutlaka dikkat edilmesi gerektiğini -ki olumsuz şeyler yaşayanları da okumuştum- (Neyse ki biz olumsuz bir şey yaşamadan seyahati tamamladık).
  • Çok kozmopolit olduğunu: Çok fazla Afrika kökenli (Cezayir) insanın yaşadığı, Fransızların azınlıkta kaldığı hatta “Marsilya Cezayir’in ikinci büyük şehridir” dendiğini okumuştum.

Afrikalıların yanı sıra Marsilya’da pek çok farklı ülkeden insan da yaşamakta.  Akşam karanlığında gideceğimiz yeri ararken yanımızdan geçen, yanlarında on yaşlarında bir çocuk olan iki delikanlıya gideceğimiz yeri sordum. İngilizce bilmiyorlardı. Yanlarındaki ufaklığa o biraz İngilizce bildiği için Makedonca bir şeyler söylediğini duyan Gostivarlı seyahat arkadaşım hemen konuşmaya başladı. Hepimiz tanıdık birilerini bulmuş gibi pek sevinmiştik. Kısacası, Marsilya kozmopolit ve kaotik bir şehir.

Cassis

Marsilya’nın 30 km güney doğusunda küçük limanıyla balıkçı kasabası olan Cassis yaz aylarında tatil için Güney Fransa’da yer alan popüler yerlerden biri. Üzüm bağları, zeytin ve incir ağaçları, güzel plajları ve huşu uyandıran calanque’ları, deniz ürünleriyle ve yöreye has şarabıyla bu kasaba son derece güzel ve romantik. Marsilya’dan Cassis’e gitmek ise çok rahat ve kolay. Cassis’e tren ya da otobüsle gidilebiliyor. Trenle gidilirse Cassis istasyondan tekrar bir otobüse binilmesi gerektiğini okuduğum için tercihimi otobüsten yana kullandım. Castellane Prado’da Vapiano Restaurant’ın önünden kalkan M8 hattı Marsilya Cassis arasındaki ara ara deniz manzaralı kıvrıla kıvrıla giden yolun keyfini çıkararak direkt Cassis’e ulaştım. (O tarihte otobüs bileti tek yön 2,70 Euro’ydu.)

Mevsim itibariyle ıssız ara sokaklardan dolaşarak küçük limana geldim. Ufak limanı ve şirin cafeleri ve Ocak ayına rağmen içimizi ısıtan pırıl pırıl güneşiyle sanki Cassis bana hoş geldin diyerek doğum günümü kutluyordu. Ufak bir tezgahta deniz ürünlerini satan ve yakışıklılığı ile dikkat çeken balıkçının etrafındaki birkaç kişi, cafelerde oturan tek tük müşteriden başka kimsecikler yoktu. O gün için planım Calanque’larda yürüyüş yapmaktı. Bunun için limandaki turizm ofisine gidip harita ve gerekli bilgileri aldıktan sonra Çarşamba ve Cuma günleri ana meydan Baragnon içindeki açık hava pazarında dolaştıktan sonra turizm ofisinin haritamızda işaretlediği yerden yürüyüşümüze başladık. İşaretler yeterli mi? Kaybolur muyuz acaba? gibi endişe etmeden duramıyordum. Limanın sol tarafından devam ederek ocak ayının o pırıl pırıl güneşini fırsat bilen 10-15 kişinin güneşlendiği Cassis’in doğal ince çakıllı Bestauon Plajı’ndan geçerken biraz mola veriyoruz. O sırada denizden çıkmakta olan birini görünce hiç şaşırmıyorum böyle pırıl pırıl güneşli bir şubat gününde denize girmişliğim vardır. Daha sonra yazlık evlerin önünden geçerek yolumuza devam ediyoruz. Yaz aylarında tail için popüler bir belde olduğu  pek çok evin cam ve kapılarındaki  kiralık tabelalarından da anlaşılıyor. Birbirinden güzel ve bahçeli evlerin yer aldığı bu bölgede yılın ilk mimozalarını görmek sanki bir lütuftu benim için. Yavaş yavaş evler seyrekleşmiş sol tarafımızda deniz sağ tarafımız ağaçlık bir yolda ilerleyerek yürüyüşümüzün başlangıç noktasına sonunda  varmıştık.

Calanque Milli Parkı ve Calanque’lar

Marsilya’dan başlayıp Cassis’te sona eren 20 kilometrelik milli park birbirinden güzel ve farklı dokuz koyun sıralandığı kayalık bir sahili kaplıyor. Calanque’lar, coğrafi oluşumunu kireçtaşının su,  rüzgar ve erozyonun buluşmasıyla tamamlayan, bazılarının Akdeniz fiyortları olarak adlandırmasına rağmen Norveç fiyortları gibi buzulların erimesiyle oluşmamıştır. Bölgenin kıyı şekillerinin özel bir adı olan “Calanque” oksitan dilinin mirası.  Oksitan dilinde “derin körfez” anlamını taşıyan “Calanca” zaman içinde Fransızca’da Calanque olmuş.

Bu yürüyüşte Port-Pin, Port Miou, En Vau calanque’larına yürüyoruz. Umarım önümüzdeki yıllarda tüm calanque’ları yürüyerek görme şansım olur. Dar ve uzun bir koyun sonunda dik yamaçlarla karanın en iç noktasına kadar giren ve iki taraflı teknelerin demirlediği muhteşem bir manzarayla Port Miou’yu görünce büyülenmemek elde değil.  İsmini Latincede  en iyi liman anlamına gelen    “portus melior” dan alan Port-Miou’da biraz mola verip bu güzelliği hafızama kaydedip tekrar yola koyuluyorum. Arada benim gibi yürüyen tek tük insanlarla selamlaşıp yoluma devam ediyorum. Hafif taşlıklı bir yoldan aşağı inerek Port-Pin’e ulaştığımda küçük ama çok güzel bir koy karşılıyor. Denize girmek istesem de bunun mümkün olması hem zaman açısından imkansız hem de hazırlıklı gelmemiştim. Hemen ayakkabılarımı çıkarıp paçalarımı sıvıyor, ayaklarımı sokuyorum dizlerime kadar. Hava muhteşem, güneş pırıl pırıl ve bu sessiz sakin koyda akşama kadar sıkılmadan kalabilirim ama daha yürüyecek yolum var.

Buranın da keyfini çıkardıktan sonra Calanque d’ En Vau’ya doğru yürümeye başlıyorum. İşte yolun bu kısmı daha biraz daha zorlu. Taşlık ve hafif kayalık dar patikadan tırmanmaya başlıyorum. Karşıdan gelenlerle selamlaşıyor, güle oynaya yoluma devam ediyorum ki bir anda karşıma bisikletli bir grup çıkıyor. Bu hafif kayalıklı yolda hoplaya zıplaya ilerliyor, hızla yanımdan geçiyorlar. Tırmanma henüz bitmedi, bir süre daha tırmanıp, sonunda tepeye ulaşıyorum. Denizden yaklaşık 130 metreye yükselen dik ve görkemli kayalar arasında küçük doğal kumlu plajı ile hem tekne ile gelenlerin hem de karadan yürüyerek gelen doğa yürüyüşçülerini eşsiz güzelliği ile büyüleyen Calanque d’En Vau. Özellikle yazın karada ve suda en kalabalık yerin burası olduğunu okumuştum. Tek bir teknenin ve insanın olmadığı, yer yer turkuaz, yer yer açık yeşil sularıyla bu güzel koy bakirliği ve sükunetiyle beni benden aldı. Bakmaya doyamadım o muhteşem güzelliğe.

Dönüş yolunda biraz daha etrafı keşfetme arzusuyla hareket ederken işaretleri göz ardı ederek dolaşmaya başlayınca ufak bir panik yaşadım. Neyse ki uzun sürmedi ve kırmızı- beyaz işaretleri bulup yoluma devam ettim.

Karadan yürüyerek ulaşılan bu Calanque’lara limandan teknelerle de ulaşabiliyorsunuz. 3 Calanque için 45 dakika, 5 Calanque için 1 saat, 8 Calanque için 1,5 saatlik farklı tur seçenekleri mevcut. Mayıstan ekime kadar Cassis limanından kano kiralamakta mümkünmüş hatta yeni başlayanlar için rehberli kano turları da mevcutmuş. Mevsim kış olunca tekneye de kanoya da talep pek yoktu. Zaten ben yürüme niyetiyle gelmiştim ama tekne ile de keyfi de bir başkadır mutlaka.

Calanque Ulusal Parkı kurallarından da bahsedelim biraz. Tekne turlarında yüzme molaları da oluyormuş yaz aylarında, ancak calanque suları içinde yüzmeye izin verilmiyor, jet-ski ve motorlu su sporları, su kayağı ve ayrıca 20 km’lik yürüyüş rotasında kıyı boyunca gece kamp ve çadır kurma yasaklar listesinde yer alıyor.

Fransızların önde gelen dil bilimci, şair ve Nobel ödüllü yazarlarından Provence doğumlu Frederic Mistral “Paris’i gören ama Cassis’i görmeyen biri hayatımda hiçbir yer görmedim diyebilir” sözlerini bu seyahatimden sonra okuyor ve Fransa’daki ilk seyahat tercihimin Cassis olması boşuna değilmiş, diye düşünüyorum.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir